Mısır’ın COP27’ye ev sahipliği yapmasıyla ilgili büyük bir sorun var

Birkaç hafta içinde dünya liderleri, iş dünyası, sivil toplum üyeleri, uluslararası kuruluşlar ve gazeteciler COP27 için Mısır’ın Şarm El Şeyh kentine akın edecek.

İklim krizi kelimenin tam anlamıyla hepimizin sonu olacak ve bu nedenle COP27, önemli bir değişim mekanı. Dünyanın en güçlü kişi ve kurumlarından bazılarının küresel sıcaklık artışının 1,5 dereceyi aşmasını önlemek için acilen atılması gereken adımları ele alabileceği bir yer. Ancak gerçek değişim, bir ikiyüzlülük çukurunda gerçekleşmeyecek.

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Gezegenimizin yavaş yavaş zehirlenmesine karşı mücadeleyi insan hakları arayışından ayrı bir şey olarak ele aldığımızda bu yaşanmayacak. Bunlar, ayrılmaz şekilde birbirine bağlı. Gelecek yıllarda çölleşme, gıda kıtlığı, yükselen deniz seviyeleri ve artan sıcaklıklar sadece yeni insani krizler yaratmayacak, aynı zamanda dünyanın en savunmasız gruplarına yönelik mevcut eşitsizlikleri ve insan hakları ihlallerini daha da kötüleştirecek.

Bu nedenle Mısır’ın COP27’ye ev sahipliği yapması hileli bir durum. Mısır, bir yıl önce “Ulusal İnsan Hakları Stratejisi”ni başlatmasına rağmen (ki Af Örgütü gibi hak örgütleri bunun aslında dikkatleri gerçek sicilinden uzaklaştırdığını söylüyor) hak ihlalleri konusunda dünyanın en kötü sicillerinden birine sahip.

Protestolar (ifade özgürlüğü) yıllardır fiilen yasaklanmış durumda. Aralarında 182 gündür devam eden açlık grevi nedeniyle ölmekte olan Britanya vatandaşı Alaa Abd El-Fattah’ın da yer aldığı insan hakları savunucuları, mitingleri yasaklayan acımasız yasalar uyarınca parmaklıklar ardında tutuluyor. Mısır makamları, 2017’den bu yana haber kuruluşları ve insan hakları gruplarına ait yaklaşık 700 internet sitesine erişimi engelledi. Hak örgütleri ayrıca, gazetecilere yönelik “sistematik” tutuklama ve zulme atıfta bulunuyor.

 

Mısır

 

Birçoğu ülkede faaliyet göstermekte zorlanan çevre aktivistleri ve insan hakları grupları, COP27 öncesinde ve sırasında iklim mitinglerinin yapılmasının gerçekte mümkün olmadığı endişesini defalarca dile getirdi. Mısırlı sivil toplum üyeleri ve gazetecilerin ağır gözetim altında olduğunu ve ciddi misilleme korkusu olmadan anlamlı bir şekilde katılım gösteremediğini söylediler.

Kendisi de Mısır’da parmaklıklar ardında uzun süre geçirmiş bir hak savunucusu olan Alaa’nın kız kardeşi Sanaa Seif, COP27’ye katılan ve bu gerçeği kabul etmeyen ya da değiştirmek için çalışmayan hükümetlerin “yeşil yıkmanın da ötesine geçtiğini” belirtti.

Son 10 yılın büyük bölümünü parmaklıklar ardında geçiren Alaa, geçen ay ailesine, Britanya Büyükelçiliği’nden basit bir konsolosluk ziyareti hakkı talep ederken açlık grevi nedeniyle hapishanede ölebileceğini söyledi.

 

Seif, Twitter’da, “Bunun bizim üzerimizdeki sonuçları korkunç olacak. Yine de çoğu kişi insan hakları durumunu görmezden gelmeyi tercih ediyor” diye yazdı.

İklim değişikliğini hafifletmek ve insan hakları için mücadele etmek birbiriyle bağlantılı mücadelelerdir, birbirinden ayrılmamalıdır. Özellikle de BP ve Eni gibi şirketler tarafından desteklenen bir rejimle karşı karşıya olduğumuz için. Ve gerçekten, her iki konuyu da gündeme getirmek ne kadar zor?

Bu, insan hakları gruplarının da uyarıda bulunduğu bir konu. Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, devletlerin, Mısır’ın Ulusal İnsan Hakları Stratejisi gibi insan hakları konusunda çalışıyormuş gibi görünme çabalarının “COP27 öncesinde dünyayı kandıracaklarını düşünerek, acımasız insan hakları ihlalleri için uyguladıkları parlak bir örtbas aracı” olduğunu fark etmesi gerektiğini dile getirdi.

Eğer Mısır eleştirilmeksizin hoş karşılanırsa bunun sonuçları çok büyük olacak. Callamard, “Kötü şöhretli insan hakları sicillerinin acımasız gerçekliği, bir PR gösterisiyle başka bir markaya bürünemez” diye devam etti.

Uluslararası toplum, Mısır’ın ülkedeki insan hakları krizinin boyutlarını gizleme çabalarına aldanmamalıdır.

Bu arada İnsan Hakları İzleme Örgütü, Cumhurbaşkanı Abdülfettah Es-Sisi hükümetinin çevre gruplarının bağımsız çalışma yürütme gücünü nasıl ciddi şekilde kısıtladığını belgeledi. Dünya liderlerini değişime teşvik etme amacıyla düzenlenen mitinglere katılan herkesin parmaklıklar ardına girme riskinin büyük olduğu uyarısında bulundular.

Bu, Mısır’ın COP27’ye ev sahipliği yapmasının ötesine geçiyor. Eğer gezegenimizi ve türümüzün geleceğini gerçekten kurtarmak istiyorsak, iklim eylemini artık daha geniş bir dünyanın gerçekliğinden ayırıp kendi kutusuna hapsedemeyiz.

Zarar görmüş ve yerle bir edilmiş çevremizi tehdit eden iklim krizi hayatımızın her alanına sirayet ediyor. Ve bu yüzden doğası gereği politik. Bunu ifade ve örgütlenme özgürlüğü ya da insan hakları gibi konulardan ayrıymış gibi göstermeye çalışmak sadece yanlış değil, aynı zamanda tehlikeli.

https://www.independent.co.uk/independentpremium

Independent Türkçe için çeviren: İpek Uyar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mersin escort antalya escort adana escort bursa escort