Bir sosyalist olarak sağ liberteryenlerin konferansına gittim ve memnuniyetle şaşırdım

Aktivizm örgütü Özgürlük İçin Genç Amerikalılar (YAL) tarafından yıllık Devrim (Revolution) konferanslarını haber yapmak üzere davet edilmek benim için sürpriz olmuştu. Eski Temsilciler Meclisi üyesi ve Amerikan liberteryenizminin şu anki duayeni Ron Paul’un 2012’de başarısızlıkla sonuçlanan başkanlık kampanyasının bir uzantısı olan Devrim, kendisini “ülkenin en aktif gençlik özgürlük örgütü” olarak tanımlıyor (Devrim 2022’nin [Revolution 2022] “son on yılın en büyük özgürlük yanlısı etkinliği” olacağının da vaadini verdi). Herkesçe bilinen bir sosyalist olarak davetliler listesinde ilk sırada yer alacağım aklımın ucundan geçmezdi.

Merak içinde ve neyle karşılaşacağımı bilmeden, Tennessee’nin doğusundaki evimden Florida’nın merkezine kadar yaklaşık 1125 kilometre yol gittim. Sağcı etkinliklerle ilgili haber yapma deneyimlerim karmakarışık. 2016’da Donald Trump’ın Chicago’daki başarısız miting kaosunun ortasında kalmıştım. Bir yanım Devrim’in kovboy şapkaları, tabancalar, duyarcılığın ve “kültürel Marksizm”in iğneleyici bir şekilde kınandığı, Vahşi Batı’dan fırlama bir şey olmasını bekliyordu.

Elbette bunların bir kısmı vardı. Yine de muhafazakarların aynı hafta sonu düzenlediği daha karanlık ve uğursuz diğer konferanla alakası yoktu. Geçen hafta sonu Teksas’ta düzenlenen CPAC konferansının görüntüleri, gazeteciler (özellikle sol eğilimli olanlar) için dostane olmayan bir ortam olduğunu gösterdi. Alex Stein, Vice muhabiri Tess Owen’ı taciz etmesiyle viral oldu. Bu yılın başlarında Kongre baskınındaki rolünden dolayı üç yıl denetimli serbestlik cezasına çarptırılan radikal sağcı aktivist Brandon Straka, kendisini sahte bir hapishane hücresine kilitledi. Marjorie Taylor Greene ise kendi kendisine zulmeden bu adam için dua etti. Donald Trump, pek çok kişinin otoriter bir konuşma olarak değerlendirdiği bir konuşma yaptı. Macar otokrat Viktor Orban’ın konferansın başlarında konuştuğu düşünüldüğünde bu hiç de azımsanacak bir başarı değildi. Tüm bunlar CPAC’i, Demokrat stratejist Rachel Bitecofer’ın ifadesiyle, “büyük bir Amerikan siyasi partisinin ev sahipliği yaptığı ilk faşist miting” haline getirmek için bir araya geldi.

Devrim’in düzenlendiği Kissimmee’de manzara bundan daha farklı olamazdı. Karşılaştığım şey faşist bir miting ya da bir muhabiri taciz etmeye hazır bir grup zıpçıktı trol değildi. Bunun yerine, bazı temel konularda aynı fikirde olmasak da ülkemizi nasıl daha güçlü, halkımızı nasıl daha özgür ve müreffeh kılabileceğimiz konusunda fikir alışverişinde bulunmak isteyen yüzlerce düşünceli genç Amerikalı buldum.

Kısacası, CPAC ülkeye parti ayrımı gözetmeksizin hepimizi dehşete düşürmesi gereken bir radikal sağ gösterdiyse, YAL de solculara birlikte çalışabileceğimiz bir sağ gösterdi.

Komedyen Dave Smith açılış gecesinde yaptığı konuşmada “Biz özgürlüğü sevdiğimiz ve adaletsizlikten nefret ettiğimiz için liberteryeniz” dedi.

Liberteryen olmamızın nedeni, hükümetlerin masum insanların hayatlarını yok etmesi ve biz bundan nefret ediyoruz.

Smith Vatanseverlik Yasasına, Irak ve Afganistan gibi emperyalist savaşlara karşı ve medeni özgürlükler lehine konuşmaya devam etti ki bunlar, 2000’li yılların başında sol eğilimli siyasete dahil olmam için beni harekete geçiren üç meseleydi.

Sağcılar “özgürlük”ten bahsederken genellikle “bizim için özgürlük” demek isterler, başka hiç kimse için değil. Kelimenin kendisi son yıllarda bir tür köpek düdüğü haline geldi. Philip S. Gorski ve Samuel L. Perry, “Bayrak ve Haç: Beyaz Hıristiyan Milliyetçiliği ve Amerikan Demokrasi Tehdidi” kitaplarında, yurttaşlık hakları hareketinden sonra sağ görüşlü pek çok kişinin artık ırkçı görüşlerini siyasi olarak meşrulaştıramayacaklarını fark ettiklerini açıklıyor. “Liberteryenizm daha kibar bir dil sağladı” diye belirten yazarlar, “ırkçı söylemlere başvurmadan ırksal eşitlik taleplerini reddetmenin bir yolu olarak liberteryen söylemi benimseyen” televizyon yoluyla misyonerlik yapan radikal sağcı Jerry Falwell’e işaret ediyor.

Liberteryenizmle ilgili deneyimlerim genellikle bu yönde oldu. Ve gerçekten de konferansta duyduğum bazı kürtaj karşıtı tezahüratları ve eşcinsel evlilik karşıtlığını böyle bir bireysel özgürlük fikriyle bağdaştırmak benim için zor oldu. Eğer bir kadın kendi bedeni üzerinde kontrol sahibi değilse ve benim gibi bir adam sevdiği adamla evlenemiyorsa, sahiden özgür müyüm? Özgürlük gerçekten böyle bir şey mi?

Meğerse katılımcıların çoğu benimle aynı fikirdeymiş, açıkçası bunu görmek içimi rahatlattı. Hatta benim ve sol görüşlü diğer kişilerin bunu çoktan fark etmemiş olmasından dolayı hayal kırıklığına uğramışlar. Florida Devlet Üniversitesi öğrencisi 20 yaşındaki Serena Barker bana “Sol görüşün büyük bir kısmı bizim neyi savunduğumuzu bilmiyor” dedi ve ekledi:

Bunun sebebi liberteryenlerin çaba göstermemesi değil. Bu, dinleme eksikliğinden kaynaklanıyor.

Evlilik konusunda Barker tumturaklı bir şekilde “Eğer kişisel özgürlükten bahsediyorsak, neden size kiminle evlenebileceğinizi söyleyelim?” diye sordu. İnsanların, kendisi gibilerin solcuların kabuslarındaki nefret dolu yobazlar olmadığını anlamalarını istiyordu.

Barker, “Birey olmamız, bir topluluk içinde faaliyet gösteremeyeceğimiz anlamına gelmiyor” diye açıkladı.

Biz liberteryen olabiliriz. Bizler bireyiz. Kendi ekonomik ve kişisel özgürlüğümüzü istiyoruz çünkü başka birinin bize ne yapacağımızı söylemesini istemiyoruz. Ancak bu, sevgi dolu bir ortamda faaliyet gösteremeyeceğimiz anlamına gelmiyor.

Bu Barker’ın YAL konferansındaki ikinci yılıydı ama Güney Dakota’dan Liam Slavin ilk kez siyasi bir konferansa katılıyordu. “CPAC’a baktığımda orada çok sıkılacağımı hissediyorum. Çekimler çok kötü. Konuşmacılar pek ilgi çekici değil. Gerçekten önemli olan meselelerden bahsetmiyorlar” dedi.

Slavin için işlerin halledilmesi siyasi tiyatrodan çok daha önemli. “(Özgürlük için Genç Amerikalılar’la birlikte) gerçekten de değişimin gerçekleştiğini görüyorum. Siyasete gireli sadece bir yıl oldu diyebilirim ama Güney Dakota’da Temsilciler Meclisine sekiz kişi seçtirdik” dedi.

Slavin, konuştuğum birçok öğrenci gibi, Kovid kısıtlamalarına ve aşı zorunluluğuna karşı çıktığı için siyasete girmiş. Kampüsteki bir YAL üyesi kendisine ulaşıp onları destekleyip desteklemediğini sormuş. “Yani şahsen ben aşı yaptırmayacağım” dedi bana “ama özellikle bu zorunluluk çok kötü.” Bireysel bedensel özerklik hakkına o kadar inanıyordu ki, “aşı zorunlulukları ve hükümetle ordunun bunu ele alış biçimi son derece acımasız olduğu için” bursunu feda etmiş.

Slavin’e göre bu zorunluluklar halk sağlığıyla değil, yönetimin aşırıya kaçmasıyla ilgiliydi. “İktidardaki insanların gelip kendilerinden daha zayıf olan birini, benim eğitim masraflarımı karşılasın diye onlara bel bağlamam için zorlamalarına ve inanmadığım bu şeyi almak için bunu istismar etmelerine göz yummayacağım” dedi.

İşte bu, siyasete tam anlamıyla atılmama neden olan şeydi.

Katılıp katılmamanız bir kenara, Slavin’in tutumu sol görüşün genellikle sağ görüşe hakkını verdiğinden çok daha makul ve düşünceli. Ancak bazı katılımcılar tanıdık tehlike çanlarını çaldı.

Bruce Fenton bu yılın başlarında Bitcoin Magazine’e yaptığı açıklamada, “Demokrasi, iki kurt ve bir koyunun akşam yemeğinde ne olacağına karar vermesiyle sonuçlanan zayıf ve abartılmış bir sistemdir” dedi. New Hampshire’dan kripto para meraklısı ve girişimci olan Fenton, Cumhuriyetçilerin ABD Senatosu adaylığı için yarışıyor. Fenton da konferansa katılmıştı ve bu alıntıyı kendisine ilettim.

Demokrasi gerçekte yığınların yönetimidir” dedi. “Halkın yüzde 75’inin yüzde 25’lik kesimden tüm parasını çalmak için oy kullanabileceği anlamına geliyor. Ve bu da iyi bir sistem değil.

Fenton saf, katıksız demokrasiye karşı ABD’nin halihazırda sahip olduğu hükümet sistemi olan anayasal cumhuriyetçiliği sağlam bir şekilde savunmaya devam etti. “Haklar Bildirisine sahip olmak tahakkümle özgürlük arasındaki farktır” dedi.

Demokrasi amaç değil. Amaç bireyi korumak.

Bu şekilde ifade edildiğinde, benim gibi bir solcunun onunla aynı fikirde olması mümkün. Ne de olsa 2008’de Kaliforniyalılar eşcinsel evliliği yasaklamak için oy kullandıklarında da benzer bir iddiada bulunmuştum. Sınırsız demokrasi Proposition 8’de bireysel hakları ayaklar altına aldı. Bu gerçek, hem aynı yıl eşcinsel evliliği yasallaştıran Kaliforniya Yargıtayı hem de 2015 yılında Obergefell v Hodges kararında aynı şeyi yapan ABD Yargıtayı tarafından kabul edildi.

Bunun gibi düşünceli cevaplar, konuşmanın en önemli kısımlarında ve sosyal medyada kaybolup gider. Fenton özgürlük odaklı bir dünya görüşünü ifade etme konusunda “hem sol hem de sağın daha iyi olması gerektiğini” söyledi.

Sağcılar, ‘Hey, hepimiz özgürlükten ve küçük devlet düzeninden yanayız’ diyecekler ama sonra azınlıkları hedef alacaklar… Her iki taraf da kendi istisnalarını yaratacak ve kendi korkunçluklarını yapacak.

Sağ eğilimli olmalarına rağmen, Devrim konferansına katılanlar partizan değildi. Genç aktivist Anthony Pecoraro bana “Hiçbir siyasi partiye bağlı değilim” dedi. Pecoraro 2021’de YAL’ın Connecticut eyalet başkanı olarak görev yapmış. “Cumhuriyetçi Parti ya yeni muhafazakarlarla birlikte kalmayı seçebilir ya da özgürlük tarafına katılabilir. Bu tamamen onlara kalmış bir şey” diye ekledi.

Pecoraro, bugüne kadar 250’den fazla adayın seçildiğini tahmin ettiği YAL’de temsil edilen özgürlük hareketinin “Cumhuriyetçi Parti içinde gerçekten ilkeleri olan tek grup” olduğunu söyledi.

Konferansın ilk gecesinin yıldızı komedyen Dave Smith, Bush dönemindeki savaşlara ve Vatanseverlik Yasasına karşı çıkanların (benim gibi) ilericiler olduğuna dikkat çekti. Twitter’daki liberaller, 6 Ocak ayaklanması şüphelilerinin uçuş yasağı listesine (no-fly list) eklenmelerini talep ettiklerinde paniğe kapıldım. Solcuların uçuş yasağı listesine karşı çıktığı zamanları hatırlayacak yaştayım ve hâlâ da hatırlıyorum. Gerçekten de ilkelerim 2002’den bu yana pek değişmedi. Ama Amerikan siyaseti değişti.

Elbette benimle YAL üyeleri arasında pek çok anlaşmazlık alanı var. Onların maske ve aşıları bireysel özgürlüğün ihlali olarak gördükleri yerde; ben temel halk sağlığı önlemlerine uymayı reddetme, bağışıklık sistemi zayıf, yaşlı, çok genç, hamile veya başka şekilde savunmasız bireylerin özgürlüğüne yönelik bir ihlal olarak görüyorum.

Göz devirmeye müsait anlar da oldu. Amerikan liberallerinin net bir şekilde komünist hiçbir yanı olmamasına rağmen bir konuşmacı ABD siyasetindeki “duyarcı komünizme” karşı çıktı. Nancy Pelosi, Joe Biden gibi, utanmadan kapitalist bir ülke olduğumuzu iddia etti. Gerçeklikten uzak bu yorumlar sarsıcı ve bazen de son derece endişe vericiydi. CPAC’deki hezeyanlarla çok daha fazla ortak noktaları vardı.

Bununla birlikte, YAL üyeleri arasında alternatif fikirlere daha açık olanlar vardı. Özgürlük davasını ilerletmek için herkesle çalışma konusundaki bu isteklilik heyecan vericiydi, çünkü liberteryen sağ ve solun birlikte çalışabileceği pek çok alan var. Sonuçta benim inandığım gibi CPAC’de temsil edilen hareket açıkça faşizansa, o zaman mantıken liberteryenler otoriter hükümete karşı en büyük merkez sağ müttefikimizi temsil ediyor demektir. Liberteryenizm özünde otoriteryanizm karşıtıdır. YAL’de tanıştığım insanlardan çok azı Donald Trump’ı Sezar yapmak istiyor. Sadece rahat bırakılmak istiyorlar.

Pecoraro, “İnsanlar liberteryenleri, para kazanmayı ve diğer herkesin sefil olmasını isteyen bencil insanlar olarak görüyor” dedi.

Bu doğru değil. Benim bütün ideolojim barış ve şiddetsizlik üzerine kuruludur… Özel mülkiyete saygı duyulmasını ve genel olarak insanların birbirlerine karşı iyi davranmasını istiyorum.

Barker da bu düşünceyi yineleyerek Cumhuriyetçilerin “daha fazla insanı kabul etmeleri ya da (yaptıklarını) farklı bir şekilde yapmaları gerektiğini” söyledi. Eğer iddia ettikleri gibi “Anayasa’nın destekçisi” olacaklarsa, kilise ve devletin ayrılmasının da destekçisi olmaları gerektiğini belirtti:

Sürekli (Hıristiyanlık) hakkında konuşursanız, farklı bir dine sahip olan ya da hiç dindar olmayan nüfusun ilgisini nasıl çekeceksiniz?

Salvin, hareketlerine şüphe ya da korkuyla yaklaşanların sadece iyi niyetle hareket etmediklerini, aynı zamanda kimseyi incitmek ya da kimsenin haklarını elinden almak gibi bir niyetleri olmadığını anlamalarını istedi. “Aslında size baskı yapmak istemiyoruz” dedi.

Evet ben heteroseksüel beyaz bir erkeğim ama aslında kimseye baskı yapmaya çalışmıyorum. Ve bence bu biraz yanlış bir kanı, yani bizim otoriter düzenin bir parçası olduğumuz kanısı. Hayır, öyle değilim. Biz gerçekten bunun bir parçası değiliz.

https://www.independent.co.uk/voices

Independent Türkçe için çeviren: İpek Uyar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mersin escort antalya escort adana escort bursa escort